Posts tagged Ataturk
10 Kasım
Nov 10th
“Efendiler!
Bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi’ o şeyden zarara uğrayanı alçaltır. Hakikaten Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi.
Halbuki,
Hangi istiklâl vardir ki,
ecnebilerin nasihatleriyle,
ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?..
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!…”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
6 Mart 1922 TBMM Açılış Konuşması
Gençliğe Hitabe
Jan 8th
Ey Türk gençliği !
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927
Not: İnsan aklının yaratığı en güzel eserlerden biri olan “Gençliğe Hitabe” yi unutmamak ve unutturmamak gerekir. Bu güzel eseri bana hatırlatan sevgili Müge Cerman‘a teşekkürler.
Osmanlı Cumhuriyeti’ni hiç beğenmedim
Nov 26th
Bu akşam Gani Müjde’nin son filmi Osmanlı Cumhuriyeti’ni izlemeye gittim. Şunu söylemeliyim ki beklentimin çok çok altında bir film olmuş. Zaten beklentim de öyle çok sanatsal bir film izlemek sinemaya doymak değildi tabii ki ama en azından gülüp eğlenirim diye düşünüyordum. Fakat gülüp eğlenmek bir yana salondan burnumdan soluyarak çıktım.
Film inanılmaz özensiz hazırlanmış. Osmanlı imparatorluğu’nun konu alındığı bir filmde kullanılan mekanlar, kıyafetler çok basit bir şekilde kullanılmış. Oyuncular konusunda da fazla konuşmaya gerek yok. Zaten oyunculuk nağmına da fazla birşey yok filmde.
Filmde neye mi kızdım? Film Atatürk’ün olmadığı bir ülkenin ne hale geleceğini anlatmaya çalışmış. Fakat baktığınızda İstanbul bütün modernliği ile öylece duruyor. Bununla beraber Türkçe harfler kullanılıyor, şapkalar takılıyor, kadınlar gayet modern bir şekilde giyip, çalışabiliyor, senatolar kuruluyor… kısacası Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı tüm devrimler Amerikan mandası altında gerçekleşiyor. Peki ne eksik? Bağımsızlık.
Tamam şunu söyleyebilirsin, “ben bir komedi filmi yaptım arkadaş, gülün diye yaptım herhangi bir mesaj vermiyorum”. Fakat bu film komedi filmi falan değil. Filmin çok az sahnesinde gülüyorsunuz. Gerisi tamamen gereksiz bir anti emperyalizm. Filmi fazla ciddiye almamak gerektiğini bende biliyorum ama madem Atatürk’ün olmadığı bir ülke hayal ediyorsun. O zaman bunu sadece bağımsızlığa bağlama…
10 Kasım
Nov 10th

Ülkemizin kurucusu ulu önder Atatürk’ü saygı ve hasretle anıyoruz. Klasik sözler yerine Atatürk’ün resimleri ve çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak isterim. Ayrıca bu söz sevgili arkadaşım Cihan’ın blog sitesinden alınmıştır…
“Efendiler!
Bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi’ o şeyden zarara uğrayanı alçaltır. Hakikaten Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi.
Halbuki,
Hangi istiklâl vardir ki,
ecnebilerin nasihatleriyle,
ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?..
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!…”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
6 Mart 1922 TBMM Açılış Konuşması
“Mustafa”
Nov 6th
Son birkaç gündür bu yazıyı yazmamak için kendimi zor tutuyorum fakat artık dayanamayacağımı hissettim. Mustafa filmi ile ilgili eleştirileri hemen hemen herkes duymuş, okumuştur. Fakat filmi izleyen bir insan olarak bu eleştirileri anlamak mümkün değil. Özellikle filmi izlemeyen insanların da gaza gelip “vatan elden gidiyor” şeklinde bir düşünceye kapılmasının tek bir nedeni var o da cahillik.
Filme yapılan eleştiriler bir yana yakın çevremdeki insanların düşüncelerine yer versem daha doğru olur. Bir arkadaşım Can Dündar’ın filme Mustafa ismini vermesine takmış. “Şimdi Mustafa, seneye Musto derler” diyor.
Peki bende kalkıp Atatürk’e “mıstık” desem ne olacak. Atatürk bu ülkenin ve dünyanın gördüğü en büyük liderdir. Bunun dışında başka birşey değildir. En azından kişisel olarak tanışmadığımdan dolayı insanlığı ile ilgili hiçbirşey söyleyemem. Bununla beraber Atatürk başarıdır, yılmamaktır, ülkeyi sevmektir, hırstır, inatçılıktır, devrimleridir, laikliktir… ve daha sayamayacağım birçok şeydir. Atatürk bu vatanın karış karış toprağıdır. İşte Atatürk budur. İsmi Mustafa olmuş Musto olmuş hiç farketmez. Atatürk üzerimizde boy boy taşıdığımız rozetten, sokaklardaki heykellerden, okuduğumuz şiirlerden ibaret değildir. Read the rest of this entry »